Browse > Home / Alper Tüydeş / ASTIM MAĞARASI / Mersin

| Subcribe via RSS

ASTIM MAĞARASI / Mersin

Nisan 1st, 2010 Posted in Alper Tüydeş

alper-astim-banner

Alper Tüydeş / Bir gezginin yazıları

Mersin’de ki son durağımız olan Astım ya da diğer adıyla Dilek Mağarası, 3 haftadır sizlere Mersin’den sunduğum yerlerin içerisinde en görkemlisi diyebilirim. Cennet Cehennem çukurlarından sadece 500 metre daha ileride bulunan mağara, bölge halkının şahsi çabaları sonucu turizme kazandırılmış. İçerisinde Türkiye’nin doğa harikalarından birini barındırmasına rağmen mağaranın dışı çok fazla gösterişli bir görünüme sahip değil. Bilmeyen biri o yoldan tesadüfen geçecek olsa mağaranın bulunduğu tesisi, sıradan bir incik boncuk satıcısı sanıp ilgi göstermez. Bu aylarda sezon açılmamış olsa da hafta sonu fırsatçılarının uğradığı mekânlar arasında sayılabilir.

2

Yörük kültüründe devenin yük taşıyabilecek duruma gelmemiş yavrularına “köşek” denilmektedir. Dağların içerisinde dağ uzantıları arsında kalan düzlüklere ve dere yapılarına da “bük” ismi verilmektedir. Mağaranın bulunduğu yerin adı bu dar patika yollara istinaden verilmiş olup, yolun dar, hatta devenin geçemediği gibi, deve yavrusu olan köşek’in de geçemediği bu büklere verilen bu iki kelimenin biraya getirilmesi ile “Köşekbükü” kelimesi ortaya çıkarılmış ve mağaranın ismi böylece Köşekbükü astım mağarası olarak anılmaya başlamış.

3

Mağaranın bir ucundan diğer ucu yaklaşık 500 metredir. Ve bu 500 metre çeşitli koridorlardan oluşuyor. Her koridor farklı ve diğeriyle alakasız şekillerle dolu. Mağaranın bir diğer adının dilek mağarası olmasının sebebi bu mağarada tutulan dileklerin gerçek olduğu inancıdır. Mitolojide Ejderha Typhon’un yaşadığı in olarak da geçen mağara’ya önceden çıralarla yakılan ateşlerle ya da el fenerleriyle girilebiliyordu. Fakat köylülerin ve kaymakamın girişimleriyle önce jeneratör vasıtasıyla ardından da elektrik tesisatı ile mağaranın dört bir yanı aydınlatma sistemiyle ışıklandırılıyor.

4

Mağara toplamda 500 metrekareyi bulan bir genişliktedir. Mağaranın içinde tavandan gelen su damlaları sürekli vücudunuzun çeşitli yerlerine isabet etmekte. Bu damlalar kalkerli yapıyı sarkıtlar şeklinde oluştururken tabanda da tarihi zaman içinde dikitlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

5

Mağaranın içi üç bölüme ayrılmış. Bu bölümler dilek, şifa ve huzur bölümleri. Mağara içinde yaz-kış 18 santigrat derece sıcaklık, %90 nem oranı, 762 milibar basınç var. Bu coğrafi ölçütler astım hastalarına uygun düşen değerler.

6

Mağaranın Astım Mağarası olarak anılması bu yüzden. Eski çağlarda Antakya’ya da ismini veren Roma Kralı Antiochus’un kızı Anna’nın astım hastalığına yakalandığı ve şifa için bu mağarada kaldığı ve hastalığından kurtulduğu şeklindeki rivayete inanılır.

7

Astımlılara şifa sunan mağara olarak bilinen bu yerde astım hastalarına iyi gelen nem ve hava özelliklerinin bulunduğu bilinmekte. Düzenli bir program içinde ve her defasında 4′er saatlik zaman dilimleri içinde kalmak şartıyla astımlı hastaların şifa bulduğu söyleniyor.

8

Aracımızı tesisisin önüne park edip bizde merakla mağaranın yolunu tuttuk.

Mağaranın girişi oldukça ilginç. Doğal yollarla 2 metre çapında oluşmuş bir çatlaktan 30 metre kadar aşağı iniliyor. Bu boşluğa yapılmış yangın merdiveni şeklindeki düzenek, mağaranın nem oranı yüzünden oldukça küflenmiş. Her attığımız adımda büyük bir şiddetle sallanan merdivenden aşağıya inmesi de heyecan dolu geçti. Ayrıca, daha merdivenlerdeyken nem vücudunuzu terletmeye başlıyor.

9

Zorlu bir 30 metrelik inişimizin ardından mağaranın içerisindeyiz. Heykeltıraşın insan figürü yaparken yarım bıraktığı izlenimi uyandıran kayalarla dolu bir mağara desem yeterli olur herhalde. Sanki tabiat ana heykel sanatına soyunmuş.

d1

Muhteşem bir atmosfer.  762 milibar basınç değerine sahip ve nem oranının %95’lere dayanan mağaranın içerisi, asırlar süren bir zaman dilimiyle oluşmuş sarkıklarla dolu. Mağaranın içerisinde yol almaya başladıkça kendimi bu kadarına hazırlamadığım ve hayal gücümü zorlayacak manzaralara tanık oldum. Her tarafta daha farklı yapılaşmış sarkıklar ihtişamla gözünüze hitap ediyor.

d2

d3

d4

Kimisi metrelerce uzunlukta yukardan aşağıya sivriliyor. Kar yağdığında evlerin çatılarından aşağı doğru oluşan buz sarkıklarını andıran şekiller her an üzerinize düşecekmiş izlenimi veriyor. Bazıları ise sanki kaya değil, yandıktan sonra eriyen ve rast gele dağılan mumdan farksız. Gördüklerinizin doğal oluşuna inanmak kolay olmuyor. Kayalar resmen eriyerek bu şekli almış gibi. Mağara ziyareti boyunca yarasalar bizleri hiç yalnız bırakmadı. Onların bu kadar nemli bir yerde nasıl yaşayabildikleri ise ayrı bir merak konusu.

d5

Mağarayı gezerken tek sorun yerlerin aşırı kaygan olması. Dümdüz zemin de bile yürümesi büyük bir sorun ve zaman zaman farklı koridorlara girerken daralan ve sıklaşan merdiven basamaklarında düşmemek büyük yetenek gerektiriyor. Diğer yandan mağarada ki nem oranının %90’ları bulmasından dolayı içerideki 1 saati tamamlamakta oldukça zorlandık.

10

Oluşan sarkıkların 1 santimetreye ulaşması bile bin yılı alırken içeride ki 20 metreye kadar uzunluklarda olanlarını görmek tarihin yonttuğu bu mağarayı daha özel kılıyor. Mağarada bir zamanlama yok. Dilediğiniz kadar gezmeniz mümkün fakat nem oranın yüksek oluşu sizi içeride 15 dakikadan sonra aşırı derecede rahatsız etmeye başlıyor.

11

Nefes almak bazı bölümlerde çok güç ve oluk oluk terlemek de cabası. Mağara hakkında anlatacak çok şey var aslında. Fakat burada yazıyı uzatmaktansa fotoğrafları daha bol kullanmanın daha iyi olacağını düşündüm. Mağara hakkında daha fazlası için fotoğrafları incelemelisiniz. En özel kareleri seçtim sizler için…

12

Ve mağarayı dolaştıktan sonra dar merdivenleri serin hava alma çabasıyla bir çırpıda çıktığımız gibi kendimizi hemen lavaboya attık. Kafamı buz gibi suyun altında 10 dakika tuttuktan sonra kendime gelebildim. Yüzümü yıkayıp biraz serinledikten sonra Yörüklerin meşhur ayranını Mersin’in incisi Kızkalesi manzarasıyla içince tüm yorgunluğumu üzerimden attım diyebilirim.

17

O yüksek nemin ardından buz gibi tuzlu ve köpüklü ayran çok iyi gelmişti, ziyaret edeceklere tavsiyemdir mağaradan sonra bir Yörük ayranı keyfi mutlaka yapın. Ayran içip kendime geldiğimde 15 dakika önce mağaranın içinde yaşadıklarım rüya mı yoksa gerçek mi diye tereddüde düştüm. Mağaranın içi ve dışı o kadar farklı atmosfer ki, sanki 15 dakika kestirdiğiniz de gördüğünüz bir rüya gibi kalıyor aklınızda.

Mağaranın dışında ki tesis köy muhtarlığı adına işletilmekte. Tesis ayrıca Yörük kültürüne ait eserlerle ve dokumalarla döşenmiş müze görünümünde olup, bekçi ve çalışanlarca gelenlere ayran, sıkma, börek satışının yapılabildiği bir mekân durumundadır.

Ancak şehre yakın oluşu günü birlik ziyaretlere daha uygun olmasından dolayı turizme tam anlamı ile hizmet verememiştir. Düşünce olarak tedavi amaçlı turizme yönelik yapılan bu çalışma tam anlamıyla amacına ulaşamamış.

Sizlere bu gezinin notu olarak Yörük ayranının her yerde aynı lezzeti verdiğini söyleyebilirim. Doğa’nın kendi sanatını mağarada dahi olsa en görkemli haliyle icra ettiğinin de altını çizerim. Astım hastalarına gelince. Madem bu hastalık başınıza musallat olmuş, hem şifa bulmak hem de bu mağara ve diğer turistik yerleri gezmek için bundan iyi bahaneniz olamaz. Tedavi sadece bir inanç ama ya tutarsa…

Mersin’de ki bu gezi programımda bana yardımcı olan Mehmet Kaya, İsmail Ayaz ve Hayrettin Yeşilçimen’e huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Size de tavsiyem bu bölgeyi en azından daha önceden bir defa gelmiş biriyle gezin. Hiç değilse görünümünden belli olmayan kaygan basamaklar da o daha önceden düşmüştür ve sizi düşmemeniz için uyarır. Buda sizi Mersin’deki kırık çıkıkçıları da gezmemenizi sağlar (!)

Haftaya konumuz güvercinler. Detaylı bir anlatımla birlikte görsel bir şovla karşınızda olacağım… Takip etmenizi öneririm. Şimdilik hoşça kalın…

reklamm

7 Responses to “ASTIM MAĞARASI / Mersin”

  1. i.ayaz Says:

    rica ederiz alper ne demek? keyifli bir yazı olmuş emeğine sağlık…


  2. BİLAL SARUCAN Says:

    CENNET CEHENNEM MAHARALARIDA VAR YANINDA ONU DA GEZEBİLİRDİN YANINDA ben gezdim gerçekten güzel yerler


  3. Mehmet KAYA Says:

    Emeğine sağlık alper gzl bir yazı olmuş Bilal Sarucan arkadaş Cennet Cehennem mağralarınıda gezebilirdin demiş ama yazıları tam takip etmiyor heralde etseydi o mağralarla ilgili yazılarınıda okur ve gitseydin die tavsiyede bulunmazdı.


  4. ercan Says:

    Çok Güzel gitmek Lazım Yakında görmek Lazım


  5. mehmet Says:

    Güzel Yer Arkadaşlar Gitmenizi Tavsiye ederim


  6. çiğdem Says:

    babam astım çok üzülüyorum dar bütçeli aileyiz istanbul da oturuyoruz benim eşim yol ve otel masraflarını karşılayacak annem ve babam gitse ortalama nekadar masrafımız olur lütfen bilgi


  7. çiğdem Says:

    büyülendim doğa harikası


Leave a Reply


altı × = 24